iPhone 7 Plus kullanıcı mısınız? Portre modunu mutlaka keşfetmelisiniz.

0

 

iPhone 7 Plus ile hayatımıza yeni bir özellik daha girdi, Portre Modu. Fotoğraflarımızı daha özel ve güzel kılan bu özellik kısa sürede iPhone 7 Plus kullanıcılarının en sevdiği özellikler arasında yerini aldı. Her ne kadar kusursuz olmasa da onu özel kılan da bu. Portre modu hakkında açılan apple.com sayfasına kullanıcıları edindikleri tecrübelerini aktardılar ve biz de sizin için onları derledik.

Portre Modu çarpıcı derinlik-alan etkisiyle çektiğiniz pozlar içerisindeki cisimlere derinlik katarak kısa sürede iPhone 7 Plus kullanıcılarının en beğendiği özellik haline geldi. iPhone kamerası Dünyadaki en çok tercih edilen kamera. Ve Flickr’a göre bu popülaritesini de 2016 yılında fotoğrafçılar arasında da artırdı. Aşağıda neredeyse her gün bu modu yaratıcı biçimlerde kullanmaya çalışan fotoğrafçıların paylaşmış olduğu bir takım deneyimleri ve ipuçlarını bulacaksınız.

IOS 10.1 beta’yı indirip Portre Modunu ilk denediğim zaman, Apple’ın DSLR’ı –alan derinliğinden esinlenerek oluşturulmuş telefoto kamera- hakkındaki beklentilerim oldukça düşüktü. Yazılım temelli bulanıklığı kontrol etmenin zorluğu Angle ve Telefoto lensler derinlik haritası oluşturdukları için High-End kameralara göre aynı sonuçları elde etmeyi güçleştiriyor. Ancak, benim keşfettiğim gibi Portre Modu ile etrafınızdaki Dünyayı keşfetmezseniz bütün bu sahip olduğunuz teknolojinin hiçbir anlamı yok. Apple’ın geliştirmiş olduğu bu modu başlangıç seviyesindeki bir DSLR ile karşılaştırarak tüm özelliklerini kavramaya çalıştım ve bu bana bu tarz fotoğraflar ile ilgili güzel bir altyapı oluşturdu. Sonuçlara baktığım zaman gördüm ki Apple Portre Modunun sunmuş olduğu fotoğraflar rakibi DSLR’dan çok daha iyiydi. Fotoğraflarımızı anı saklamak ve istediğimiz zaman yeniden yaşamak için çekiyoruz, yeniden aynı duyguları uyandırmak için. Dostlarımızın, çocuklarımızın, hayvanlarımızın fotoğraflarını çekiyoruz ki o anları dondurup saklayabilelim. Ve bu görüntülerin içine birazcık da olsa bu duygu girmediği zaman o küçük resimlerin hiçbir anlamı kalmıyor.

2016 yılında uçak ve arabamla olmak üzere 22 geziye çıktım. Çektiğim fotoğrafları gezilerimi, etkinlikleri ve önemli olayları her zaman hatırlamak için kullanıyorum aksi takdirde onları unutabilirim. Fotoğraflar, adeta hafızamızın yardıma ihtiyacı olduğunda ortaya çıkan ilaçlar gibiler. Onları çeken insanlara geçmişteki hislerini hatırlatıyorlar.

İşte Portre Modu da tam olarak bu noktada devreye giriyor. Adeta cisimlerle dolu bir ortamda size, sevdiklerinize yada odakladığınız cisme derinlik katarak ön planda tutuyor. Muadili kamera modlarının aksine sadece o cisme odaklanıp cismi öne taşımaz, arka plandaki cisimlerinde kalitesini yüksek tutar ve sizin odaklandığınız cisme kattığı derinlik ile onu ön plana taşır. Aslında en kaba tabirle çektiğiniz resmin kabartmalı bir fotoğrafmış gibi görünmesini sağlar. Portre Modu DSLR’lar ile karşılaştırılamayacak kadar güzel adeta bir rüya gibi bir fırsatı bizlere sunuyor. Geçmişteki butik kameraların filmlerinin –Kodachrome, Polaroid, Ricoh veya Leica- ürettiği sabit bakış açısının dışında anılara renk katıyor ve sadece bir vurgu oluşturmuyor. Cebinizdeki iPhone 7 Plus DSLR yerine geçmez ama bir çok yönden daha iyi olabilir.


Portre modlu fotoğrafların birincil çekimi olan iPhone’un telefoto lensi, portreleri makrolara tercih eden f / 2.8 diyaframı ve akşam çekimlerinde iyi aydınlatılmış çekimlerle birlikte geliyor. İphone cihazınız 1/30 obtüratör hızından daha iyisini yakalayamazsa ve güzel pozlar sağlayamacağını düşünüyorsa çekim yapmanıza izin vermez. Ancak yine de bu modu kullanarak telefoto lens ile bulanık olmayan fotoğraflar çekebilirsiniz. Fakat bulanıklığı tetiklemese de otomatik geniş açılı objektifin yerine 2 kat yakınlaştırmanıza imkan verecektir. Ne yazık ki bu güzel özelliğin bazı sıkıntıları da yok değil. Cam ve ayna gibi yansıtılmış yüzeylerde doğal olarak odaklanamadığı çekim yapmaya çalışırken iPhone cihazınız özellikle yazın ısınabilir.

Portre modu sahip olduğu sıkıntılara rağmen beni, yeni nesilin alıştığı ‘’Gör-Odaklan-Çek‘’ tarzından daha çok sanki 24 pozlu bir makine kullanıyormuşum gibi hissettiriyor ve bu nostaljik hissiyat ve güzel fotoğraflardan ötürü bu modu çok beğeniyorum. Ayrıca iCloud hesabıma eşlediğim telefonumla sınırsız bir depolama ile güzel anılarımı geçmişin verdiği güzel analog cihaz deneyimiyle fotoğraflayıp teknolojinin kolaylığıyla saklayabiliyorum. Gün sonunda bu mod ile çektiğim fotoğraflar hep benim favorilerim oluyor.

Portre modunun düşük ışık toleransı sayesinde güzel dokuya sahip fotoğraflar çekmek çok kolay oluyor. Öreğin karnavallarda, nişanlım mutfakta yemek yaparken ya da arkadaşımla gün batımında paten yaparken çektiğim fotoğraflar iPhone’la gördüğüm en güzel dokulu fotoğraflar oluyor. Apple’ın geniş açılı lensleri ve görüntü işlemcisinin oluşturduğu yumuşak tonlu fotoğrafları telefoto objektifiyle kullanma fikri gerçekten çok zekice.

Daha öncede belirttiğim gibi, eğer fotoğrafları sadece anılar için çekiyorsak sanatsal bir doku oluşturmak neden bu kadar önemli? Bana sorarsanız eski analog cihazlarda çekilen fotoğraflar dijital cihazlara oranla çok daha güzel bir şekilde duyguları hissettiriyor. Nasıl eski filmler çekilirken her bir adım saatler alıyorsa ve bu verilen emek sonucunu değerli kılıyorsa aynı şekilde fotoğraflar da çekilirken verilen emek ve anılar onları değerli kılıyor. Portre modunda analog cihazlara göre yüz odaklanması çok kolay ve işinizi kolaylaştırır ama nesnelere odaklanmak isterseniz bunu el ile yapmanız gerekecek. Bu da eskiye nazaran daha az çaba gerektirir ama yine de çektiğiniz her pozu değerli kılar çünkü emek gerektirir.

Bu modu kullanarak kedi ve köpeklerimle çok güzel fotoğraflar çektim.Yine de bu mod DSLR’ı mükemmel olarak taklit etmiyor. Parlak cisim ve yüzeyleri ön planda tutmaya çalışırken hala bir çok sorun ortaya çıkıyor. Çim, yaprak veya ağaç dallarını çekerken, sonbaharın dokusunu işlerken hala ufak tefek sorunlar olsa da ilk beta sürüme göre gayet iyi bir ilerleme olduğunu söyleyebilirim. Ancak benim sonuçlardan memnun olmam için mükemmel olması gerekmiyor.

iPhone 7’nin bu özelliğini beğenmeyenlerin olabileceği gibi çocuklarının ve ailesinin Portre pozlarıyla Instagram hesabını dolduran insanlar da olacaktır. Ve belli kompozisyon tekniklerini öğrenmek için elinden telefonunu düşürmeyen arkadaşlarımız da olacak.

Eğer siz de benim gibi çektiğiniz fotoğrafların hikayesini, yaşadıklarınızı ve hissettirdiklerini önemsiyorsanız kesinlikle bu modu kullanırken mutlu olacaksınız. Bu yeni özellik iPone’umu cebimdeki fotoğraf makinem haline getirdi ve adeta günlük yaşadığım her şeyi fotoğraflama isteği uyandırdı. Apple’ın hem modu hem de gelecekteki donanımını nasıl geliştirdiğini görmek için sabırsızlanıyorum. Ancak bunları beklerken yeni makinemle küçük çaplı fotoğrafçılığıma da severek devam edeceğim.

Oğulcan ŞAHİNÖZ

Bu yazı “Oğulcan Şahinöz” tarafından sitemiz için gönderilmiştir. Sizler de bu şekilde sitemizde yazılarınızı yayınlatabilirsiniz.  Bu konuda bilgi almak için tıklayınız.

BU KONUDA SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Please enter your comment!
Please enter your name here